• BIST 89.764
  • Altın 145,477
  • Dolar 3,6255
  • Euro 3,9111
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 12 °C

İki Gün Boyunca Devam Eden Zirveden Çok Önemli Kararlar

İki Gün Boyunca Devam Eden Zirveden Çok Önemli Kararlar
Bayan ve Demokrasi Derneği (KADEM) ve Türkiye Cumhuriyeti Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ev sahipliğinde 25-26 Kasım’da yapılan II. Uluslararası Bayan ve Adalet Zirvesi netice bildirgesi kamuoyu ile paylaşıldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Emine Erdoğan’ın katılımlarıyla yapılan Zirve’de “Suriyeli Mülteci Bayanlar ve Sorunları” ile “Barış Sürecinde Bayan” konuları öncelikli temalar olarak ele alındı.

Zirve; dokuz ülkeden bakan veya bakan yardımcıları ile otuzu aşkın ülkeden çok sayıda akademisyen, araştırmacı, yazar, sivil toplum temsilcisi, gazeteci ve gönüllü aktivist’in katılımıyla yapıldı.

Adalet için Ses Ver" sloganıyla yapılan zirvede ki sekiz oturumda; Barış Sürecinde Bayan, Suriyeli Mülteci Bayanlar ve Sorunları; Çalışma Yaşamında Bayan ve İstihdam İmkanları, Siyasal Hayat, Sivil Toplum ve Karar Mekanizmalarında Bayan, Bayana Karşı Şiddet ve Ayrımcılıkla Mücadele Yolları, Kültürel Kodlar ve Erkeklik, Sinema, Televizyon ve Sosyal Medyada Bayan, Bayanların Adalete Erişimi ve Hukuk konuları ele alındı.

İki gün boyunca devam etmiş olan II. Uluslararası Bayan ve Adalet Zirvesi’nin kapanış oturumunda kamuoyu ile zirve netice bildirgesi, genel tespitleri ve önerileri paylaşıldı.

Kamuoyu ile paylaşılan netice bildirgesi, genel tespitleri ve öneriler ise  şöyle;

Savaşların, çatışmaların ve terör eylemlerin en büyük mağduru bayanlar ve çocuklarıdır. Bayanlar savaş ve çatışmalardan dolayı çok boyutlu farklı sorunlarla yüzleşmektedirler.

Bu sorunlar göçmenlikten yoksulluğa, parçalanmış aileden kimsesizliğe, şiddet ve istismardan savaşın bizzat hedef kitlesi haline gelmeye kadar varan değişik boyutları kapsamaktadır.

Bu kadar derinden etkilenmelerine rağmen bayanlar, ne yazık ki savaşlara ve çatışmalara yol açan karar mekanizmaların yanı sıra, barış süreçlerinde ve masalarında da yeterince yer alamamaktadırlar.

Bayanların etkin ve aktif biçimde yer almadıkları karar mekanizmalarından bayanlar lehine anlamlı kararlar çıkmamaktadır.

Bayanların büyük bir çoğunluğu savaşlardan etkilenmesine rağmen barış süreçlerinde yer alan bayanların oranı yüzde 10’ların altında kalmaktadır.

Savaş ve çatışmaların önüne geçerek daha barışçı bir dünyada yaşamak için bayanların yerel yönetimlerden sivil toplum örgütlerine, ulusal mekanizmalardan uluslararası örgüt ve kurumlara kadar her tür karar mekanizmasında daha çok oranda ve etkin konumda yer alması sağlanması gerekir.

Bu durumda ulusal aktörlerin yanı sıra, başta Birleşmiş Milletler olmak üzere, uluslararası aktörleri ve kurumları bu konuda gerekli hassasiyeti göstermeye davet ediyoruz.

kadin-ve-adalet-zirvesi,-recep-tayyip-erdogan,-emine-erdogan,,.jpg

Savaş ve çatışmanın olmadığı bir toplumda ve dünyada yaşamak için bayanların kendilerine de büyük görevler düşmektedir. Bayanlar pasif biçimde başkasının kendilerine tayin ettiği akibeti yaşamak zorunda değildirler.

Bu bakımdan mikro ve makro düzeyde her tür ilişki biçimini değiştirmek ve yaşamın her alanında etkilerini hissettirmek için bayanlar katılımcı bir bilinçle hareket etmeli, bu bağlamda daha aktif ve belirleyici aktörler haline gelmelidirler.

Gerek bayanlar, gerekse toplumun tümünü etkileyen tehditlerden biri de terör den gelmektedir. terör, din, dil, ırk, kültür ve etnik durumuna bakılmaksızın tüm insanlığı tehdit etmekte, dehşete yol açan eylemlere imza atmaktadırlar.

Bu bağlamda 15 Temmuz 2016 tarihinde kanlı bir kalkışmaya girişen ve bayan-erkek demeden yüzlerce sivil insanı katleden Fetullah Terör Örgütü (FETÖ), sadece Türkiye için değil, aynı zamanda maske takınarak faaliyet gösterdiği tüm ülkeler için önemli bir tehdit oluşturmaktadır. Uluslararası kamuoyunun bu konuda daha hassas ve dikkatli olması büyük önem arz etmektedir.

Günümüzde Orta Doğu bölgesi, savaşın en acımasız yüzünü gösterdiği bir coğrafyayı oluşturmaktadır. Suriye, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kitlesel göçün en çok oranda yaşandığı bir ülke konumundadır.

Suriye’de devam etmekte olan savaşın neticesinde yüz binlerce insan yaşamını yitirirken, milyonlarca aile parçalanmış, yine milyonlarca insan başka ülkelerde göçmen, mülteci veya kaçak durumuna düşmüştür.

Suriyeli göçmenlerin en çok sığındığı ülkelerden biri Türkiye’dir.Türkiye dört milyona yakın Suriyeli göçmene ev sahipliği yapmaktadır.

Avrupa’nın göçmen karşıtı politikası Suriyeli göçmenlerle ilgili her tür maliyeti Türkiye gibi yoğun düzeyde göçmen kabul eden ülkelere yüklemektedir. Türkiye’de kamplarda barınan göçmenlerin yüzde yetmişini bayan ve çocuklar oluşturmaktadır.

Binlerce mülteci Avrupa’ya sığınmak için denizleri aşmaya çalışırken ölümle yüz yüze kalmaktadır. Bu bakımdan başta Avrupa olmak üzere, gelişmiş olan ülkeleri Suriyeli ve diğer göçmenlere karşı daha insani bir tutum sergilemeye davet ediyoruz.

Yine Batı medyasının Batı kamuoyunu doğru ve sağlıklı biçimde bilgilendirmek için gerekli hassasiyeti ve nesnelliği göstermesini beklemekteyiz.

Bayanların toplumsal, siyasal ve ekonomik hayatta ikinci planda kalmasına yol açan faktörlerin temelinde zihinsel kalıplar, yargılar ve bunlardan kaynaklanan tutum ve davranışlar yer almaktadır.

Bu da siyaseti, liderliği ve yöneticiliği erkek işi haline getirirken; bayanları bu yerlerde geride bırakmaktadır. Bayanlar bazı durumlarda erkeklerle aynı düzeye gelmek için onların birkaç katı kadar daha çok çaba sarf etmek zorunda kalmaktadırlar.

Bu bakımdan bayanları toplumsal yaşamın her yerinde geri planda bırakan zihinsel kalıpları ve tutumları değiştirmek büyük önem arz etmektedir. Eğitim politikaların ve müfredatların bu anlayış üzerine bina edilmesi büyük bir önemi vardır.

Bayanların inanç, ırk, kültür ve etnisiteden kaynaklanan farklılıkların bir ötekileştirilme ve dışlanma aracı olarak değil, bir zenginlik olarak görülmesi ve algılanması gerekir.

Medyanın buradan hareketle tek bir bayan prototipini dayatmak yerine, bayanların farklılığından kaynaklanan zenginliğine odaklanması ve bunu ön plana çıkarması büyük önem taşımaktadır.

Bu aynı zamanda toplumların birbirini anlamasına yardımcı olacağı gibi, dünya barışına da hizmet edebilecektir. Bu bağlamda medyanın, Batı’da yükselmekte olan başta İslomofobia olmak üzere her tür ayrımcı ve dışlayıcı tutumlar ve politikalar konusunda dikkatli olması ve bunlara alet olmaması büyük önem taşımaktadır.

Yine başta sosyal medya olmak üzere bayan bedeni medyada bir istismar aracı olarak sergilenmesi kabul edilemez.

Uluslararası veya ulusal düzeyde kabul gören düzenlemeler genel olarak bayan-erkek eşitliğini öngören bir yaklaşımla hazırlanmaktadır.

Fakat bayanların uygulamada, ülkeden ülkeye farklılık göstermekle birlikte hak ettikleri yere gelemedikleri açık bir gerçektir. Yine hukuksal düzenlemelere rağmen, bayanların hukuka erişmede çeşitli zorluklarla karşılaştıkları görülmektedir.

Gerek hukuksal düzenlemeleri hayata geçirmek, gerekse bayanların hukuka erişimini sağlamak için çeşitli mekanizmaların devreye sokularak bayanların desteklenmesi büyük önem arz etmektedir.

Bu yolla bayanların adalete erişimi sağlanabileceği gibi daha adil bir toplumsal rol dağılımı da söz konusu olabilir.

Bayana karşı şiddet ve istismar değişik boyutlarıyla evrensel bir sorun olarak varlığını devam ettirmektedir. Avrupa Konseyi tarafından 2011 senesinde kabul edilen İstanbul Sözleşmesi, bayana karşı her tür şiddeti ve istismarı önlemek bakımından önemli bir imkândır.

Bu sözleşmeye imza atan ülkelerin, Sözleşmenin gereği olan yükümlülüklerini yerine getirmeleri gerekir. Bayanların, gerek örgütlü, gerekse bireysel olarak İstanbul Sözleşmesi’nin hayata geçirilmesi için yoğun çaba içinde olması ve hükümetler nezdinde girişimde bulunması önemlidir.

Netice olarak; savaşların, çatışmaların, terör eylemlerin, zorunlu göçlerin, şiddet ve istismarların hiç olmadığı veya en aza indirildiği bir dünyada yaşamak için bayanların her tür karar mekanizmalarında daha çok sayıda ve daha etkin konumda yer alması gerekir.

Bunun için hükümetlere, siyasal partilere, yerel yönetimlere, iş dünyasına, medyaya, sivil toplum örgütlerine ve bayanların kendilerine büyük görevler düşmektedir.

Barış içinde yaşayan bir toplum ve barış durumuna kavuşmuş bir dünya sadece bayanlar için değil, insanlık, hatta canlı-cansız tüm varlıklar için gereklidir.

Bunun için dünyamızın kaderini belirleyen kararlara imza atan herkesi bu bilinçle bir defa daha düşünmeye davet ediyoruz.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Bu haber toplam 194 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 İnter Türk TV | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.